İncil Değişti Diyorsunuz, Ya Kuran!

 

Kutsal Kitap’ın Allah sözü olma iddiasını çürütebilmek için amansız bir çaba göstererek Kutsal Kitap’a sayısız saldırılarda bulunmaktadırlar. Ama bunun karşısında Kuran’ın ortaya çıkış, derleniş ve yayılışı konularında tarihsel bir inceleme yapılmasına her nedense bir türlü yanaşılmamaktadır. İNCİL DEĞİŞTİ DİYORSUNUZ, YA KURAN!

Mesih İnanlıları olarak Kutsal Kitap’ı mükemmel bir şekilde koruma isteğimizden dolayı mevcut bütün nüshaları dikkatli bir şekilde muhafaza etmekteyiz. Böyle yapmakla konu üzerinde bilimsel bir çalışma yapılması mümkün olmaktadır. Bu nedenle hemen hemen her durumda değişiklik gösteren ayetlerin neler olduğunu kolaylıkla ayırt edebilmekteyiz. Ama bu gün elimizde bulunan Kuran’da böyle deşiklik gösteren ayetler yer almıyorsa bu Kutsal Kitap’ın Kuran karşısında olumsuz eleştirilmesi için haklı bir sebep oluşturmaz. Hz. Osman o dönemdeki Kuran nüshalarında değişiklik gösteren ayetleri imha etmekle kendi çapında belki başarılı olmuştur ama söz konusu ayetlerin bir zamanlar gerçekte mevcut olmadıklarını gösteren delilleri yok etmede başarılı olamamıştır. Bu noktada Kuran ile Kutsal Kitap arasındaki fark birinin sağlam ve gerçek diğerinin bozuk ve sahte oluşu değildir. Bundan anlaşılır ki Hıristiyanlık dünyası Kutsal Kitap’ın doğru metininin dikkatlice korunmasının sağlanması için eldeki çeşitli nüshaları korurken Hz. Osman dönemi Müslümanları Kuran’ın tek bir nüshasının oluşturulabilmesi için diğer bütün nüshaların yakılarak imha edilişini çok faydalı bir şey sandılar. Böyle bir teşebbüs belki sonuçta tüm dünyada tek bir Kuran nüshasının kalmasına başarılı olmuştur ama her ayrıntısında mükemmel olduğu iddia edilecek bir Kuranın ortaya çıkmasına kesinlikle başarılı olmamıştır. Gerçekten de Kuranın doğruluk ve sağlamlığıyla ilgili daha bilimsel ve daha güvenilir çalışmalar imkan verilebilecek delililer Hz. Osman’ın bu teşebbüs nedeniyle maalesef tamamen ortadan kaldırılmıştır. Ne var ki konu burada bitmiyor, Hz. Osman’ın kullandığı Hafsa’nın nüshası diğer tüm metinler yakıldıktan sonra tüm dünyaya Kuran’ın doğru mükemmel ve sağlam tek metni olarak dağıtıldı. Ancak aynı kopyalar üzerinde çalışan Zeyd İnbn-i Sabit şu son sureyi hatırlar! “Zeyd İbn-i Sabit Radiya’dan gelen habere göre şöyle demiştir. 'Kuranın kopyalarını yaparken Ahzap Suresinden bir ayeti kaybetmiştim. Allah’ın Resulu onu her okuduğunda işitirdim. Aradık ve sonunda Huzeyme’nin yanında bulduk. İnananlardan Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır diyerek okunuyordu. Böylece bunu Musaf’taki suresine koyduk.” (Sahihi Buhari Cilt 8 sayfa 273) Diğer bütün el yazısı metinleri yakılıp ortadan kaldırıldıktan sonra Hafsa’nın nüshası tüm dünyaya Kuranın doğru mükemmel ve sağlam tek metin olarak dağıtıldı. Ama şimdi aradan epey bir zaman geçtikten sonra Zeyd bu Kurana kaydedilmemiş bir sure hatırlıyor. Bu da doğal olarak Hafsa’nın nüshasının her ayrıntısında tam ve sağlam bir Kuran olmadığı sonucuna götürüyor. Hükümlerinde samimi,vardığı sonuçlarda makul ve düşüncelerinde adil olan herhangi bir insan eldeki delillerin ışığında varılabilecek şu sonuç bulunduğunu kabul edecektir; Kuranın bu günkü metninin her ayrıntısında gerçek ve güvenilir ve tam olduğuna inanılıyorsa, o zaman Hz. Ebu Bekir ve Ömer’in yönetimleri döneminde tam bir Kuranın mevcut olmadığı kabul edilmelidir. Ya da ilk iki halife döneminde Kuranın gerçek güvenilir ve tam bir nüshası mevcut idiyse o zaman Kuranın bu günkü metnine ilaveler yapılmış olmalıdır. Çünkü Sure 33:23 birbiriyle çelişkili Kuranların yakılmasından sonra Hz. Osman’ın yönetimi döneminde epey bir zaman Hafsa’nın nüshasında kesinlikle yer almıyordu. Kuranın çeşitli tercümelerinden daima muaf olduğu Kutsal Kitap’ın ise buna sürekli olarak maruz kaldığı iddiasının eldeki delillere dayanarak yapılmadığını tarih açıkça göstermektedir. Bu nedenle çeşitli zamanlarda yapılmış çeşitli tercümelerde görülen çeviri farklılıkları nedeniyle Kutsal Kitap’ın Allah Sözü olmayacağı söylenemez. Böyle bir iddia normal çalışan bir beynin ürünü değildir. Örneğin İncil’in çağdaş Türkçeye yapılan son tercümesinde dilden farklı olduğu için bazı Müslümanlar bunun İncil’in değiştirildiğini gösteren bir delil olduğunu söylüyorlar. Bilindiği gibi Kutsal Kitap’ın Türkçeye yapılan bütün tercümeleri doğrudan doğruya Kutsal Kitap’ın orijinal İbranice ve eski Yunanca metinlerinden yapılmıştır. Bu tercümeler orijinal metinlerin yorumlanmasında birbirlerinden orada ya da burada farklılık gösterse de standart orijinal metinler sabittirler ve hiçbir suretle değiştirilemezler. Nitekim Kuran’ın Türkçeye yapılan tercümeleri ya da mealleri de dil açısından birbirlerinden farklılık gösterirler. Kutsal Kitap’ın günümüze geliş sürecinde değiştirilip değiştirilmediği konusuyla ilgili olabilecek diğer tek iddia, bazı elyazısı nüshalarında bulunup bazılarında bulunmayan birkaç ayet ve en eski el yazısı nüshalarında yer almayan İncil’deki iki metin ile ilgilidir. Sözkonusu ayetlere bakıldığında bunların fazla dikkat çekmeyecek ölçüde önemsiz oldukları görülecektir. Çünkü; Çeşitli tercümeler konusunda olduğu gibi bu ayetlerden hiçbirisi, bir bütün olarak Kutsal Kitap’ın duyurduğu haberle çelişmez. Bunlar sayıca o kadar azdır ki bunların var oluşu ya da olmayışı hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Bu gün elimizde Kutsal Kitap’ın iki tür el yazısı metni bulunmakta, söz konusu ayetleri içeren ve içermeyenler diğer bir deyişle orijinal metinlerdeki doğru ve geçerli sözler elimizde bulunduğu için diğer gurupta bulunan ayetlerin neler olduğunu kolaylıkla ortaya çıkarabilmekteyiz. www.kutsalkitap.org